Mehmet Tezkan - Milliyet
Telefonu medya patronu açarsa..
Hayatımıza gazeteci kılığındaki ajanlar tartışması da girdi.. Polislerin, askerlerin, istihbaratçıların medyadaki adamları.. Var mıdır? Bu kadar büyük ve etkin bir sektörde olmaz mı?
Sabah'ta Mehmet Barlas 12 Eylül dönemine ilişkin öyle bir anısını anlattı ki tartışmayı alıp bambaşka yere götürdü..
*
Darbe dönemi, Milliyet yazarı Örsan Öymen Almanya'dan gelirken Yeşilköy'de gözaltına alınıyor.. O dönem Milliyet'in başyazarı olan Mehmet Barlas, Öymen'i kurtarmak umuduyla yıllardır tanıdığı İstanbul Emniyet Müdürü Şükrü Balcı'nın bürosuna gider.. Balcı, gözaltı emrinin sıkıyönetim komutanlığından geldiğini söyler.. Gerisini okuyalım..
*
"Kendisine sıkıyönetim komutanını aramasını, onunla benim konuşacağımı söyledim. Balcı komutanın direkt telefonunu çevirip telefonu bana verdi. Telefon çaldı. Ben ‘Efendim, ben Mehmet Barlas'ım' dedim. Karşımdaki kişi de ‘Ben de Kemal Ilıcak'ım' diye karşılık cevap verdi.. Meğer rahmetli Kemal Bey komutanı ziyarete gitmiş. O sırada komutan tuvalette olduğu için telefonu açmış."
*
Sorum basit.. Bir gazete patronu, sıkıyönetim komutanıyla direkt telefonunu açacak kadar samimiyse mesaj iletecek ‘elemana' gerek var mı?